
2022 yılının Haziran ayında yapılan yükseköğretime geçiş sınavlarına üç milyondan fazla öğrenci katıldı. Yani şu an çoğu vatandaşımızın ya akrabaları yahut yakın çevresinden bir tanıdıkları tercih yapmaya hazırlanıyor. Bu “tercih süreci”nde öğrenciler en az üç büyük tercih birden yapacaklarının farkında olmalı: üniversite tercihi, bölüm tercihi ve şehir tercihi. Peşine, bunlarla birlikte gelen birçok küçük tercih… Elbette bu adayların bir kısmı tecrübeli kişilerin yönlendirmesiyle ya da varsa kendilerini heyecanlandıran hedefleri doğrultusunda seçim yapacaklar. Öğrencilerin özel maddi ve manevi şartlarını bilerek yönlendirme yapmak zaten en doğrusu, ancak bazı öğrencilerin danışman hocalara veya tecrübeli aile bireylerine ulaşması mümkün değil.
Ayrıca, bir yönlendirici eşliğinde yahut hedef doğrultusunda inceleme yapıyor olsalar bile başka fikirlere de danışmak isteyenler olabilir. Zira hem dünyada hem de ülkemizde şu an rağbet edilen meslekler, on yıl öncesinden çok farklı. Aynı şekilde gelecekte hangi bölümlerin önem kazanacağını kestirmek kolay değil. Fakat bu değişim potansiyelini denklemin bir yerinde tutmak ve belirlenecek rotanın bir yerinde başka koridorlara açılan kapılar bulunduğundan emin olmak en sağlıklısı.
İşte bu yüzden 5 Ağustosa kadar seçim yapacak gençlere bazı ip uçları vermek istedim. Geçmişte aynı soruları kendime sorduğumda çoğuna farklı cevaplar verdiğimi hatırlıyorum. Ama tecrübelerim bana yeni bakış açıları kazandırdı. Fikir vermesi için bunları aşağıda paylaşacağım yazı doğrudan üniversite adaylarına hitap edecek.
1. Hangi Bölüm: Mesleği Olan Bölümler Mi Yoksa Genel Kültür Bölümleri Mi?

Eğer hep yapmak istediğin belirli bir mesleğin hayaliyle uyanmıyorsan ve seni heyecanlandıran, yıllarca uzaktan birbirinize göz kırptığınız bir bölüm aklında yoksa, canını sıkma. Çoğumuz o yaşlarda ne yapmak istediğimizi veya ne olmak istediğimizi bilmiyorduk. Çünkü ne kendimizi tanıyorduk ne de meslekleri biliyorduk.
Sevdiğin işi yapmak gerçekten nadir bir şey ve o şeyi yapabilmek için gereken fedakarlıkları göstermeye şu an için hazır olmayabilirsin. Şimdi öyle bir bölüm seçmelisin ki hem onda iyi olma imkanın olsun, hem yaparken için ısınabilsin hem de maddi ve manevi olarak hazır olduğunda gerçekten sevdiğin işe yönelirsen senin için bir temel atmış olsun.
Genel kültür bölümleri diyebileceğimiz İşletme, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler veya Kamu Yönetimi vb. gibi bölümler her şeyden azar azar, ortaya karışık dersler sunuyor ve okurken gerçekten haz alabilirsin. Ama mezun olduktan sonra çok şey vaat ettiğini söyleyemem. Bu bölümler hem çok mezun veriyor hem de belli bir meslekleri yok, dolayısıyla bu bölümün mezunları arasında rekabet çok fazla. Ayrıca onlara talep de çok az. “Şu işi yapacak kişinin mutlaka üniversitede Siyaset Bilimi okumuş olması gerekir,” diyeceğim bir meslek benim aklıma gelmiyor mesela.
Dolayısıyla bir mesleği olan bölümleri tercih etmekte fayda var. İstersen genel kültür bölümlerini yan dal veya ikinci anadal olarak okuyabilirsin. İnternette kendini bu alanlarda çok iyi geliştirebileceğin yüzlerce kaynak ve kulüp var. Mezuniyet diplomanı aldığında mesleki yeterlilik sertifikası olarak kullanabiliyorsan rekabete bir adım önde başlayabilirsin. Örneğin tıp, hukuk, ekonomi, mühendislikler, uzmanlık bölümleri vs. hem mesleği olan hem de diğer alanlara geçişin kolay olduğu bölümler. Burada da rekabet var ama talep daha fazla.
Yine de yukarda söylediklerimi kısmen geçersiz kılan bir şey var: okulun ismi. Okulun adı senin joker kartın. Şimdi ona bakalım.
2. Hangi Üniversite: Okulun Adı mı Yoksa Bölüm Mü Önemli?

Bana yukarıdaki soruyu henüz öğrenciyken sorsanız muhtemelen bölüm daha önemli derdim. Ama şu an farklı düşünüyorum. Diyelim ki puanın iyi bir meslek bölümünü sıradan bir üniversitede okumaya yetiyor, ama aynı bölümü prestijli bir üniversitede okuyacak kadar yüksek değil. Prestijli okulun iyi bölümlerinin puanları doğal olarak yüksek, ama orada da sıradan bir bölüm tercih edersen tutma şansı var. O zaman benim tercihim prestijli okuldan yana olurdu.
Diyelim ki Sakarya Üniversitesi Ekonomi Bölümü ve Boğaziçi Üniversitesi Çevre Yönetimi bölümü arasındasın (bu bölümü ben uydurdum, var mı bilmiyorum). Sakarya Üniversitesi iyi bir üniversite ve Ekonomi Bölümü revaçta olan bir bölüm. Ama Boğaziçi’nin prestiji ve bilinirliği hem içerde hem dışarda daha yüksek. Evet Çevre Yönetimi bölümü Ekonomi kadar iyi olmayabilir, ama onu Boğaziçi’nde okuduğunda belli bir zümrenin içinde oluyorsun. Okul sana kendi yeteneklerini bulma imkanını sunabiliyor, orada katılacağın bir öğrenci kulübünde gerçekten sevdiğin şeylerin farkına varabilirsin ve kendini o alanlarda geliştirebilirsin. Zihin yapısı olarak kendi başına bir şeyler başarabileceğin fikrini orada öğrenirsin. Diyelim çıktın ve kendi işini yapmak yerine bir şirkete iş başvurusunda bulundun. Yine yüzlerce kişi arasından senin adının hatırlanmasını sağlayacak olan şey büyük ihtimalle Boğaziçi Üniversitesi olacak. Daha başka nedenler de sayabilirim ama uzun olmasın diye burada bitiriyorum. Şunu hatırlamakta fayda var, her bölüm için bu strateji doğru değil. Mesela tıp ve hukuk gibi alanları üniversitenin adına bakmaksızın okumak tercih edilirse çok fazla itiraz edemeyiz. Zaten bizi ikilemde bırakacak olan ve Boğaziçi ile aynı düzlemdeki okul sayısı da beş altıyı geçmez.
3. Hangi Şehir: Aynı Seviyedeki Okullar İçinden İstanbuldakiler Mi Yoksa Diğer Şehirler Mi?

Eğer illa tercih yapmak istiyorsanız, seçeceğiniz bölüm belliyse ve puanınız diyelim ki İstanbul’daki birkaç orta seviyeli okula ve Erzurum, Sivas yahut Çanakkale’deki okullara yetiyor. O zaman İstanbul’da hayat pahalılığını göz önüne alın. Paranız yetiyorsa İstanbul veya Ankara gibi büyük şehirleri tercih edin. Çünkü buralarda tanışacağınız bağlantılar daha fazla ve daha güçlü olacaktır. Pek çok etkinliğe katılabilir ve kendinizi daha iyi geliştirirsiniz. Ama eğer bu şehirlerde okumak sizi maddi yönden zorlayacaksa o zaman Anadoludaki büyük şehirleri seçebilirsiniz. Çünkü o network ve etkinlik açığını cebinizde kalan parayla yine başka türlü telafi edebilirsiniz.
Ama seçeceğiniz bölüm belli değilse o zaman Anadolunun büyük şehirlerindeki üniversitelerde büyük bölümlere gitmek İstanbul veya Ankara’daki sıradan üniversitelerin küçük bölümlerine gitmekten daha doğru olabilir. Diyelim ki 29 Mayıs Üniversitesi Gıda Mühendisliği (o üniversitede bu bölüm var mı bilmiyorum, örnek olsun diye yazdım) ve Uludağ Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği arasındasınız, Bursa’ya gidin.
4. Devlet Okulu mu Yoksa Özel Okul mu?

Aslında bu da ilk soruyla biraz bağlantılı. Öncelikle, eğer ikilemde kaldığınız seçeneklerden biri çok iyi bir devlet okulu ve diğeri de çok iyi bir özel okulun burslu programıysa, o zaman özel okulu seçin diyebilirim. Mesela Sabancı ve Boğaziçi ekonomi bölümleri arasındasınız, o zaman Sabancı. Eğer çok iyi bir devlet okulu ile normal bir özel okulun iyi bir programı arasındaysa kaldıysanız tabii ki çok iyi devlet okulunu seçin. Mesela İTÜ fizik ile Bilgi Üniversitesi fizik (orda bu bölüm var mı bilmiyorum, örnek olsun diye yazdım), o zaman İTÜ. Şayet normal bir devlet okulu ve normal bir özel okul arasındaysanız o zaman maddi durumunuz yetiyorsa özel okul seçilebilir, muhtemelen imkanları, kaynakları ve yurtdışı bağlantıları açısından daha iyi şartlar sunuyordur. Örneğin Medeniyet Üniversitesi Fizik ile Bilgi Üniversitesi Fizik arasındaysanız Bilgi seçilebilir. Ama maddi olarak bunu kaldıramazsanız devlet okuluna gidip diğer şartları kendiniz oluşturabilirsiniz, çok zor değil.
5. Bir Hoca İçin Okul Seçilir Mi?

Hayır, meşhur olmuş bir iki hocayı bünyesinde barındırdığı için bölüm veya okul tercihi yapmayın. Öğrenci grupları, bilinirliği, maddi imkanları, kütüphane kaynakları, yurtdışı bağlantıları vs. gibi birçok etken varken sırf televizyonda bir hocayı çok sık görüyorsunuz diye o hocanın olduğu bölümü yazarsanız pişman olma ihtimaliniz yüksek. Ama şöyle bir araştırma yapılabilir: istediğin üniversitedeki hocaların mezun oldukları okullar yurtdışında bilinir okullar mı? Eğer o hocalarla iyi bir ilişki kurabilirsem bana yurtdışındaki okullara başvururken referans olabilirler mi? Bağlantıları ve yönlendirmesiyle beni iyi bir yerlere taşıyabilecek hocalar var mı? Mesela bir uluslararası organizasyonun Türkiye ayağının başkanlığını yapan bir hoca vardır. O zaman bu size bir köprü olabilir. Zaten o pozisyona gelmişse mutlaka birçok değerli yönlendirmede bulunacaktır. Bu kaynağı kullanabilirsiniz. Yoksa bir hoca akşam programlarına konuk oluyor diye, arada bir youtube kanallarını izlediniz diye onun olduğu bölüm veya okulu seçmeyin.
Okulun Merkezi Konumda Olması Mı Yoksa Kampüsün Büyüklüğü Mü Önemli
Bu aslında kişiye özel bir soru. Eğer kampüs imkanlarını kullanacak ve sporlara etkinliklere katılacaksanız o zaman kampüs. Ama okul dışında organizasyonlarda kendimi geliştireceğim diyorsanız merkezi konum önemli.
6. Başka Neler Önemli?

Okulun prestiji, bölümün mesleğe yönelik oluşu, okulun yurtdışı anlaşmaları, akademik kadronun kalitesi ve bağlantıları, okulun öğrenci kalitesi, kulüp faaliyetleri, kampüs imkanları, lokasyonu, mezunlar derneğinin gücü vs. genel olarak bir okulda dikkat edilecek şeylerin başında geliyor. Zaten QS veya THE gibi derecelendirme kuruluşları da bunun gibi kriterlere bakarak okulları sıralıyorlar. Ama bununla birlikte okulun kendi yönetmelikleri de tercih yaparken belirleyici olabilir. Mesela çift ana dal veya yan dal şartları, geçme kalma kriterleri, eğitim dili, sınıf mevcudu vesaire. Ek olarak her yıl verilen mezun sayısı, akademik yayın sayısı, alabileceğiniz seçmeli derslerin çeşitliliği gibi kriterleri de göz önüne alabilirsiniz.
7. Tercih Süreci Ne Zaman Bitiyor?

Tercih süreci bitmiyor. Yukardaki sorularla ilgili tercihlerinizi yapmış olabilirsiniz ama bu aslında başlangıç. Kiminle kalacağınızdan tutun, hangi dersleri seçeceğinize kadar; sınav öncesi notları kimden isteyeceğinizden tutun kime kopya vereceğinize kadar, daha başka tercihler sizi bekliyor. Belki de bu sene hiç tercih yapmamayı tercih edeceksiniz, kim bilir? Ayrıca girdikten sonra bölüm veya okul değiştirmeyi de seçebilirsiniz. Ya da belki yurtiçi ve yurt dışı değişim programlarına katılırsınız. Olmadı mı, erkenden bir mesleğe odaklanmayı seçersiniz.
Geçmişe kader, geleceğe ise bizim küçük irademizle şekillendirebileceğimiz bir hat olarak bakmak gerekir. Yaptığımız her seçim doğal olarak bir sonuca yöneliktir ama hiçbir seçim, sonucunu %100 garanti etmez. Çünkü dünyada milyarlarca insanın, sayısız hayvan ve bitkinin, çeşit çeşit cansız nesnenin karmaşık bir ilişki ağı vardır ve çoğu zaman şeyler sadece oluverir. Oyunun kendisi, seçimlerimiz değil seçim yapmaya devam etmektir.
Oyunda kalın.